Kayıtlar

2019 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

İkinci Abdülhamit Döneminde Paşalığa Kadar Yükselen Kabadayı: Arap Abdullah

ikinci abdülhamit devrinin namlı aksaray kabadayılarından olup, sonradan paşalığa dek yükselmiş, hayatı filmlere ve romanlara konu olmuş olan bir kaldırım kurdudur arap abdullah.  on ikiler adıyla bilinen aksaray kabadayılarının önde gelenlerinden biriyken, asıl reisleri tıflıbozzade kahraman bey'in ölümünden sonra bunların başına geçerek her istediğini yaptırmıştır. refi cevad ulunay'ın eski istanbul kabadayıları'nı anlattığı sayılı fırtınalar isimli kitap onun hikayesiyle başlar ve onunla konuşularak yazılmıştır bu kısımları. reşad ekrem koçu'nun istanbul ansiklopedisi'nde ve sermet muhtar alus'un onikiler isimli romanında kendisiyle ilgili önemli bilgiler bulunur. kadir inanır'ın kendisini canlandırdığı arab abdo filmi kendisinin hayat hikayesinden esinlenmedir. 1996 yılında atv'de gösterilen ustura kemal çizgi romanının dizi uyarlamasında, ustura kemal'in arkadaşları arasında gösterilmiş ve iskender bağcılar tarafından canlandırılmıştır kend...

Kitap Sevgisi

Sultan,  büyük bir kütüphane kurmuştu.  Devrilince bir kısmı yağmalandı. Kalanı Yıldız Kütüphanesi, olarak hatırlandı. 1 Haziran 1924’te  Bakanlar Kurulu Kararı ile, Meşrutiyet’in ardından birkaç sene boyunca Maarif Nezareti tarafından idare edilen ve daha sonra Hazine-i Hassa Müdüriyeti’ne devredilen Yıldız Kütüphanesi, İstanbul Üniversitesi’ne verildi.  Sultan Abdülhamid’ in hususî kitaplığı sayılan Yıldız Kütüphanesi bugün  “İstanbul Üniversitesi Nadir Eserler Kitaplığı”  olarak kullanılıyor ve kütüphanedeki çok kıymetli bazı eserlerin geçtiğimiz senelerde çöpe atılmaları hâlâ tartışılıyor. Böyle bir insanın kitap yaktırdığı iddia edildi muhaliflerince. O iddiaya verilen cevaba bakalım Sultan II. Abdülhamid’i tahttan indirmek için uydurulan fetvada, padişah, din kitaplarını tahrif etmek ve yaktırmakla itham olunuyordu. Fetva yüzüne karşı okunduğunda Padişah, “Hasbünallah! Ben hangi kütüb-i şer’iyyeyi yakmışım?” diye aksülamel göstermişti. Fetvayı yazan E...

Sultan ve Aleviler

1894'te O vakit Elazize bağlı olan Malatya'ya bağlı Akçadağ kasabasının Alevi köylerinden olan Dumuklu da vergi meselesinden dolayı elim bir olay olarak Dumuklu Hadisesi yaşanmıştır. Sultan, Dersim de içki içildiğini haber aldığında siz ki seyyitlersiniz sizin bunun önüne geçmeniz gerekir demiş  ve onlara iyi davranmıştır. 

İttihat ve Terakkicilere verdiği son tavsiyeler

I. Dünya savaşının başladığı günlerdi!... Dahiliye Nazırı Talat Paşa ile Harbiye Nazırı Enver Paşa ne düşündülerse, sâbık Padişah II. Abdülhamid Hanın, harp hakkındaki bilgi ve tecrübelerine başvurmayı uygun buldular. Bu maksatla İshak Paşayı Beylerbeyi Sarayına gönderdiler. 33 sene gibi uzun bir müddet Avrupa siyasetine hakim olmuş Sultan II. Abdül hamid Han cevabında:“Bu vaziyette artık benim verebileceğim bir fikir, tavsiye edebileceğim bir tedbir kalmamıştır. Zira bu zavallı devlet, harb-i umumiye sürüklendiği gün münkariz olmuştur. Sizi bana gönderenler, harbe girmeden önce göndermeliydiler. Dünyanın karalarına ve denizlerine hakim olan devletlere karşı Almanya ve Avusturya ile birleşip ateşe atılmak, tarihin ender kaydettiği hatalardandır.” Dedi. Her halde bu konuşmadan tatmin olmayan Enver Paşayı da Beylerbeyi Sarayına davet ederek nasihatlerde bulunmuş ve şöyle demişti:“33 senelik saltanatımda, ferdin hürriyetine taraftardım. Lakin gelişigüzel bir hürriyet ve serbestiyi hiçbir ...

Sultan Abdülhamid in intikamını almak için isyan eden Hamidiye Alayı Komutanı İbrahim Paşa

24 Temmuz 1908 tarihli Jön Türk ihtilalinin ardından yeni rejimi, Meşrutiyet’i tanımadığını ilan eden Abdülhamid’in en güvendiği Hamidiye alaylarının komutanlarından olan İbrahim Paşa ayaklandı ve Nisan 1909’da tahtından indirilen Abdülhamid’i desteklemek amacıyla 1.500 silahlı adamıyla Şam’a yürüdü.  O sırada Selanik’te Alatini Köşkü’nde dünyadan tecrit edilmiş bulunan Sultan Abdülhamid’in olanlardan haberi yoktur elbette ama Şam’da bir Kürt subayı, onun adına şehri işgal ediyor ve Suriyelileri Jön Türklere karşı Abdülhamid bayrağı etrafında yeniden birleşmeye çağırıyordu. Ne var ki, Jön Türklerin gönderdiği kuvvetler karşısında yenilgiye uğrayan İbrahim Paşa kuvvetleri, Urfa ve Rakka arasındaki Abdülaziz Dağı civarına çekilecek ve oradan aşiretin merkezi olan Viranşehir’e dönerken, kendisini yakalamak için görevlendirilen Şamar aşiretiyle girdiği bir çarpışmada öldürülecekti...  -M.Armağan-

Çerkes Hasan'a İade-i İtibarda Bulunması

Resim
  Vatana ihanet cürmünden idam edilen Çerkes Hasan’a Sultan II.Abdülhamid iade-i itibarda bulunmuş ve mezarının başına şu levhayı astırmıştır : …Çerkes Hasan’ı bu suikastlara zorlayan ise veliyyünimeti Sultan Abdülaziz’in başına gelen felaketlerdi ... Hüseyin Avni Paşa, kanlı olaydan bir gece evvel başına gelecekleri hissetmiş olacak ki Sultan Abdülaziz’in kayınbiraderi olan Yüzbaşı Çerkes Hasan’ı tutuklatmış, ancak Hasan ertesi günü Taif’e sürgüne gitmesi şartıyla Redif Paşa tarafından salıverilmişti.  Çerkes Hasan, Sultan Abdülaziz’in ölümünden sonra iki adet revolve tabancası ve ceketinin içinde taşıdığı kama bıçağıyla serseri bir mayın gibi bilinçsizce ortalıkta dolaşıyordu. Redif Paşa’nın ihtarlarından sonra artık tek seçeneği sürgüne gitmekti; ancak ne ablasına yapılan kötü muameleleri ne de Sultan Abdülaziz’in ölümünü aklından çıkarabiliyordu. O gece sabaha kadar uyuyamadı, günün ilk saatlerinde kararını vererek evden çıktı. Cibali iskelesine g...

Modern Sanatlara İlgisi

Resim
Sultan,  modern sanatları çok sever ve desteklerdi.     Yıldız Sarayında Tiyatro Grubu Gösterim Yaparken

Fakirlere Yardımları

Resim
Şehzadelerle sünnet edilen fakir çocuklar

Hanımı Naciye Hanımefendi'nin Kendilerini Tahttan İndirenlere Yazdığı Mektup

Resim
  Sultan Abdülhamid’in en küçük oğlu Âbid Efendi’nin annesi Naciye Hanım’ın, kocası Abdülhamid’i tahtından indiren Hareket Ordusu’nun kumandanı ve sonranın sadrazamı Mahmud Şevket Paşa’ya 26 Mart 1912’de gönderdiği mektubunu… Bartınlı bir aileye mensup olan Naciye Hanım, mektubunda kocası Sultan Abdülhamid ile beraberce Selânik’e sürgüne gönderildikleri sırada ellerinden alınan ve içerisinde oğlunun yegâne serveti olan paraların bulunduğu çantanın kendilerine geri verilmesini istiyor, Yıldız Sarayı’ndaki eşyalarının sabık hükümdarın büyük oğlu Şehzade Selim Efendi’ye teslim edilmesi ricasında bulunuyor ve Sultan Abdülhamid’in Maslak Çiftliği’nin küçük oğlu Âbid Efendi’ye verilmesi konusundaki talebini hatırlatıyor… Bu taleplerin hiçbiri yerine getirilmedi ve Sultan Abdülhamid’in oğlunun istikbali için ayırdığı nakit para ile hisse senetlerinden de bir haber alınamadı! Mektubun enteresan ama gayet acı olan bir başka tarafı: Naciye Hanım’ın imzasının al...

Çocukları

Resim
Mahmud Şevket Efendi   Mehmed Burhaneddin Efendi    Abdülhamid'in tahtan indirilerek öldürülen amcası Sultan Abdülaziz'in çocuklarını kendi çocuklarından ayırmadığının "resmi" bir kanıtı niteliğinde.  Naile Sultan ve Naime Sultan / Sultan Abdülmecid'in kızı ve 2.Abdülhamid'in kızı   Naime Sultan

Kendisini Tahttan İndirenlere Yazdığı Mektup

Resim
  Sultan Abdülhamid,  tahttan  indirildikten sonra Selanik te Alatini Köşkünde mecburi ikamete tabi tutulmuştu. Sultan, buradayken hayatından endişe ettiği için Hareket Ordusu komutanı Mahmut Şevket Paşa'ya aşağıdaki mektubu yazıp göndermiştir: YEMİNİME SADIK KALDIM”  “1325 Nisanı’nın ondördüncü Salı günü (27 Nisan 1909) akşamı Âyân ve Mebûsan Meclisleri tarafından tertip edilen Tebliğ Heyeti hayatımın emniyet altında olduğunu ve her türlü taarruzdan âzâde bulunduğunu, oğlum Abdürrahim Efendi ve hizmette bulunanların bir kısmının huzurunda ve yanımdaki ailemin işitebileceği bir şekilde bildirdi. Gecesi de Ferik (Korgeneral) Hüsnü Paşa, beraberindeki ümerâ ve subaylarla gelerek adı geçen heyetin taahhütlerini ve ifâdelerini tasdik ederek hayatımın kat’i olarak hiçbir şekilde tecavüz ve taarruza hedef olmıyacağını ve İkinci ve Üçüncü Ordu ve askerin hayatımı korumayı üzerlerine almış olduğunu ve Selânik’te hazırlanan yerde son derece hürme...

Kitap Sevgisi

Sultan,  büyük bir kütüphane kurmuştu.  Devrilince bir kısmı yağmalandı. Kalanı Yıldız Kütüphanesi, olarak hatırlandı. 1 Haziran 1924’te  Bakanlar Kurulu Kararı ile, Meşrutiyet’in ardından birkaç sene boyunca Maarif Nezareti tarafından idare edilen ve daha sonra Hazine-i Hassa Müdüriyeti’ne devredilen Yıldız Kütüphanesi, İstanbul Üniversitesi’ne verildi.  Sultan Abdülhamid’ in hususî kitaplığı sayılan Yıldız Kütüphanesi bugün  “İstanbul Üniversitesi Nadir Eserler Kitaplığı”  olarak kullanılıyor ve kütüphanedeki çok kıymetli bazı eserlerin geçtiğimiz senelerde çöpe atılmaları hâlâ tartışılıyor.

At Sevgisi

Resim
Koca Sultanın en sevdiği atı "Ferhan"

Hayranlıktan Düşmanlığa Tevfik Fikret

Resim
  Önceleri Sultan Abdülhamid hakkında: …. Büyük, büyüksün evet bîadîlsin, birsin Uluvv-i haslet ile ekberü’l-ekâbirsin ….. Eyâ veliyy-i niâm dâdgârımız sensin Yegâne melce ü vâlâ tebârımız Medâr-ı muhteşem iftihârımız sensin Senin vücuduna muhtâcız ey veliyy -i niâm İle’l-ebed sana densin halîfe -i âlem şeklinde övgü dolu şiirler yazan, onu en müstesna ifade ve teşbihlerle meth ü sena eden ve açılan yarışmada  Sitâyîş -i Hazret-i Pâdişâhî adlı eseri ile birinciliğe layık görülmüştür Tevfik Fikret. Sultan Abdülhamid, yetkileri eline aldıktan sonra batıcıların istediği tarzda hareket etmeyip Kanun-ı Esasi’yi yürürlükten kaldırıp meclisin tatil etti, Batıcıların bürokrasideki büyüğü Mithat Paşayı ve arkadaşlarının saray çevresinden uzaklaştırdı, Abdülhamid’in yeni bir saray çevresi oluşturarak kendine özgü politikalar izlemeye başlaması Tevfik Fikret'i de diğer batıcılar gibi Abdülhamid’e karşı tavır almaya sevk etmiştir. Artık Tevf...

Kız Çocuklarının Eğitimi İçin Yaptıkları

Resim
Başbakanlık Osmanlı Arşivinden bir belge Kimsesiz kız çocuklarının eğitim ve öğretimi için İstanbul Şehzadebaşı'nda bulunan Halet Paşa Konağı'nın elverişli olduğu anlaşıldığından satın alınarak okul haline dönüştürülmesine dair Sultan II. Abdülhamid'in emri.  

Sultan Abdülhamid'i Sömürme Çabaları

Bu ülkenin makus talihlerinden biri tarihî şahsiyetlerin sömürülmesidir. Sultan da buna uğramışlardandır. İşte bunun örneklerinden biri. Sultan II. Abdülhamid’e atfedilen Hâtırat’ın Utarit’deki tefrikası ve kitap halinde basılmış nüshası Süleyman Nazif’in kaleminden çıkmıştır. Fevrî ve asabî tabiatlı Süleyman Nazif daha önce ve sonra da bu hususiyetinin delili sayılabilecek metinler kaleme almıştır.Süleyman Nazif’in âni bir öfke ve aşırı asabiyet neticesinde yazdığı başka metinler de bulunmaktadır. Kürt Şerif Paşa (1865-1951) için yazdığı Boş Herif (Bursa 1910, 10 s., Emrî Matbaası), İskilipli Âtıf Hoca merhumun Frenk Mukallitliği ve Şapka (İstanbul 1340, 32 s.) isimli risalesine yazdığı İmana Tasallut (İstanbul 1342, 32 s.) isimli reddiyesi bu kâbildendir. Bu risâle Âtıf Hoca’nın idamına vesile olmuştur: Tahiru’l-Mevlevî (Olgun), Matbuat Alemindeki Hayatım ve İstiklal Mahkemeleri, İstanbul 1991, s.255-258. Bu bilgiyi üstâdım İsmail Kar...

Dış Borçlar Ne Oldu

Abdülhamid , önceki batı etkisindeki sultanların yaptığı dış borcu pimi çekilmiş bir el bombası gibi elinde buldu. Osmanlı Ekonomisinin Dış Borç Batağına Batışı Osmanlı Devleti, 1854 yılında başlayan borçlanma batağı sürecine 1875 yılına kadar dayanabildi. Öyle ki 1874-75 yılı bütçe geliri 25.104.928 lira iken, 5 yıla ait dış borç ödeme taksiti 13.200.000 liraya ulaşmıştı. 1854-1875 yılları arasında Batılı devletlere 220 milyon sterlin borçlanılmıştı ama ele geçen para yalnızca 116 milyon sterlindi! Bu dış borç taksitinden başka iç borç taksitleri de bütçe üzerinde ayrı bir yük oluşturuyordu. Nihayet iç ve dış borç taksitlerini devlet bütçesi ödeyemez hale gelince dönemin Sadrazamı Mahmut Nedim Paşa bir tebliğ yayınladı. Bu tebliğde, hükümetin bütçe açığından dolayı borç ödemelerinde bir değişiklik yapıldığı belirtiliyordu. Faiz ve yıllık ödeme taksitlerinin yarısını para, kalan yarısının da yeni basılıp dağıtılacak %5 faizli hisse senetleriyle ödenmesi ön...

Vefatı

31 Mart ayaklanmasıyla tahttan indirilmesi kararlaştırılan II. Abdülhamid, 3 yıl Selanik'teki Alatini Köşkü'nde ev hapsinde tutulmuş, 1912 senesinde Beylerbeyi Sarayı'na getirilmiştir. Bundan 6 sene sonra 10 Şubat 1918 yılında İstanbuş’da vefat eden II. Abdülhamid, Divanyolu’nda bulunan Sultan II. Mahmut Türbesi'nde defnedilmiştir.

Ziraat Bankası ve II.Abdülhamid

Resim
 Menafi Sandıkları'nın ihtiyaca cevap vermediği, esasen idari yönden revizyon gerektiği ve kaynaklarının sınırlı olduğu gerçekleri de eklenince, mevcut örgütlenmenin bir banka şeklinde organize edilmesi fikir ve eğilimi olgunlaşmış, II. Abdülhamit nezdinde de bu konu üzerinde ciddiyetle düşünülmüştür. Sadrazam Kamil Paşa'nın Bakanlar Kurulu ve II. Abdülhamit'e sunduğu mazbatada Menafi Sandıkları'nın artık fonksiyonlarını yerine getirememeleri sebebiyle kaldırılarak bunların yerine Ziraat Bankası kurulması gerekliliği kaleme alınmıştır. Söz konusu mazbatanın II. Abdülhamit'in olur ve onayıyla yürürlüğe girmesiyle 15 Ağustos 1888'de Menafi Sandıkları'nın yerine işlevlerini üstlenecek modern finans kuruluşu olarak Ziraat Bankası resmen kurulmuş, o tarihte faaliyette bulunan Menafi Sandıkları da banka şubelerine dönüştürülerek faaliyete başlamıştır. O güne kadar Menafi Sandıkları'nın mali kaynağını oluşturan menafi hisseleri bankaya devredil...

Fotoğraf Merakı ve Fotoğraf Arşivi

Resim
Bilindiği üzere Abdülhamid, kurmuş olduğu devasa gizli servis ağıyla ün salmış bir sultandı. Bu ağın daha etkili bir şekilde işleyebilmesi için kullandığı araçlardan biri fotoğraf oldu. Yıldız sarayı'nda özel bir fotoğraf stüdyosu (neler yoktu ki zaten o sarayda) dahi kurdurduğu da bilinen bir gerçek. Sultan, 1880'lerde imparatorluğun dört bir yanına fotoğrafçılar gönderir ve 30 bin klişeyi (baskıda kullanılmak üzere, üzerine kabartma resim, şekil vb. çıkarılmış metal levhaya verilen ad. kaynak: tdk ) aşan bir koleksiyon oluşturur. Bu resimlerin bir bölümü o dönemin modernleşme çabalarını yansıtma amacı taşımaktadır. İşte demiryolları olsun, batı tarzı mimariyi müjdeleyen binalar olsun. Sultan bu fotoğrafları propaganda aracı olarak görmekteydi. Abdülhamid batı'ya, kendi imparatorluk döneminde gerçekleştirilen toplumsal, bilimsel ve kültürel gelişmeleri göstermek ve batı'nın gözünde medeni bir imaj oluşturmak istemekteydi.   Bursa İdadisi  Sul...

Sultan Abdülhamid ve Siyonizm

Resim
  Aktaran Kaynak: Orhan Osmanoğlu Abdülhamit Siyonistler için "Teklifleri devletin Düyun -u umumiyesini (genel borçlarını) kâmilen deruhte (tümüyle üstlenmek) etmek idi. Güzel bir şey. Zira Düyun -u Umumiye bir gün gelip de borçlarımızı ödeyemezsek devletin maliyesini murakabeye (denetime) almak gibi bir tehlike mevcuttur" demişti.1 Abdülhamit, tahttan indirilişinin ikinci yılında (1911) doktoru Atıf Hüseyin'e "Eminim zamanla (Yahudiler) Filistin'de kendi devletlerini kurmayı başaracaklardır " sözüyle gidişatın nereye varacağını görmüştür.2" Kaynak: http://www.salom.com.tr/haber-102963-sultan_ii_abdulhamit_ve__theodor_herzl.html. 10.09.2018 21.39 SON SULTANIN YAHUDİLERE KUDÜS YASAĞININ BELGESİ Sultan Abdülhamid Han zamanında Kudüs’e gelecek Museviler mülk edime yasağı, ve kalma süreçleri bir ay geçmemesi . 1892 Konuyu direkt Yahudi kaynağından aktarıyorum ki Son Sultanın kıymetini iyi bilelim.Zira fazilet odur ki düşman d...

Hakkında Bestelenen Eserler

Resim

Hamidiye Alayları ve Gayrinizami Harp

Aziz ÜSTEL austel@stargazete.com Gayrinizami savaş ve Abdülhamid Han 01 Ağustos 2018 Çarşamba Ne kadar  alıştırılmışız  Abdülhamid Han'ı kanlı katil  olartak hatırlamaya ve anlatmaya ki, onun en büyük ve en önemli padişahlardan  biri olduğunu söyleyen herkese o saat   "yobaz"  damgasını vuruyoruz. Abdülhamid II. Han 'ın Osmanlı Devletine katkıları saymakla bitmez. Bunların yobazlıkla değil devrimcilikle ilgisi vardır. Tıbbiyeyi kurmaktan tutun elektriği telefonu İstanbul'a getirmeye kadar bir çok yenilikte onun imzası vardır... Kürt ayrılıkçı hareketinden önce ,  "Şark vilayetlerine "   sıçrayan  Ermeni bağımsızlık hareketi, özellikle Rusya ve Fransa'nın yardımlarıyla devlet için büyük bir tehlikeye dönüşmüştü.  Doğu Anadolu'daki Ermeni gençler  "kafileler halinde, ellerini kollarını sallaya sallaya Iğdır üzerinden Erivan'a geçiyor gerilla eğitimi alıp geri dönüyorlardı. Bölgede terör ve tedhiş ha...

Eğitim hamlesi

Bilinenin aksine, Osmanlı tarihinin en canlı eğitim hamlesi, #abdulhamid dönemine rastlar. Sevan Nişanyan’ın hesaplamalarına göre Türkiye, Abdülhamid dönemiyle kıyaslanabilecek bir okullaşma düzeyine yeniden ancak 1950’li yıllarda ulaşabilmiştir. Mesela 1895’te TC sınırlarına tekabül eden bölgede bine yakın (835) ortaokul ve lise bulunuyorken 1923’te bu sayı 95’e düşmüştür. 1895’teki yüz bine yakın öğrenci sayısı (97.837), 1950-51 sezonunda aşağı yukarı aynı seviyede seyretmektedir (90.356). Öncesiyle kıyasladığımızda Abdülhamid dönemindeki eğitim patlaması daha görünür hale gelir. Tahta geçtiği yıl 250 olan rüşdiye sayısı 1909’da 900’e, 6 olan idadi sayısı 109’a çıkmıştır. 1877’de İstanbul’da sadece 200 tane modern ilkokul varken 1905’te 9 bine çıkmıştı. Her yıl ortalama 400 ilkokul açılmıştır ki, bu, Cumhuriyet döneminde bile kırılamamış bir rekordur.

Hazırlattığı Petrol Haritaları

Resim

Siyaset Çeşmesi'ni Kaldırtıp Hamidiye Çesmesi'ni Yaptırtması

Resim
Osmanlı'da  idam cezalarını sarayda  infaz etme geleneği ,XV. yüzyıldan 1826 tarihine kadar devam etmiştir. Siyaseten öldürülmeleri gereken kişiler veya Dîvân-ı Hümâyun'da yargılanıp da, idama mahkûm olanların infazı, Topkapı Sarayı'nın birinci kapısı Bâb-ı Hümâyunla ikinci kapısı Bâbusselâm arasında bulunan "Cellât Çeşmesi/Siyaset Çeşmesi" önünde yapılırdı. Mahkûm Cellât Çeşmesi'nin önüne getirilir ve çeşmenin önündeki taşın üzerine başı konularak bostancıbaşının nezaretinde, cellâtbaşının kılıç darbesiyle idam edilirdi. İnfaz gerçekleştikten sonra cellâtlar, kanlı palalarını veya satırlarını bu çeşmede yıkadıkları için çeşmeye Cellât Çeşmesi denmişti. Bir rivayete göre siyâsî mahkûmların infazının burada olması, bir başka rivayete göre de, siyaset ve idam yetkisinin tek bir kişinin yani padişahın elinde toplanması sebebiyle bu çeşmeye Siyâset Çeşmesi de denilmektedir. Bir dönem cellâtlara da "meydân-ı siyâset ustası" denilmiştir....

Eserleri Yafa Saat Kulesi

Resim
Sultan Abdülhamid Han tarafından yaptırılmış ... Yafa saat kulesi Fotoğraftaki Şehzade Orhan Osmanoğlu .